30 Kasım 2015 Pazartesi

Rab Ne Bana Di jodi

Uzun, çok uzun aradan sonra tekrar yazmak güzel. Aslında bayadır düşünüyorum şu blog işini ama fırsat olmadı. Tekrar başlama kararını vermemde etkili olan filmi ve bana hatırlattıklarını yazmak istedim. 

İlk önce izleme kararını ve zamanını anlatarak başlayayım ki atmosfere hakim olalım. Vize haftası bitimindeki ilk hafta sonunda izledim bu filmi. Benim için stres atmanın yolu bu çünkü. Peki neden bu film? Vize öncesi benim için değerli olan birisi (miş’li geçmiş zaman) bu film benim hayatımın en güzel filmi demişti. Ben de bir kere söz verdim izleyeceğim diye, mecbur kaldım biraz da. Sırf söz verdim diye Schindler List’i izlemişliğim var, onu başka bir zaman yazarım. L Film Hint filmi bir kere. Zaten beklentim çok yüksek değildi. Öyle ahım şahım bir film de değildi açıkçası. Ama bana çok güzel bir ders verdi. Daha doğrusu aslında bildiğim ama unutmaya başladığım bir gerçeği hatırlattı. Film kısaca bir adamın karısını etkilemek için değişimini anlatıyor. Peki buradan ben ne çıkarttım? Aslında bütün kadınlar aynıdır. Bütün o aşk, sevgi, güven laflarının altında acıdan zevk alan bir psikopat yatar. Bu yüzdendir efendi adamlara bir yandan hayır deyip bir yandan göz kırparken ‘piç’ diye tabir edilen erkeklerin peşinden koşar. Ama her seferinde bütün erkekler aynı geyiği bizim efendi adamın suratında patlar.


Değinmek istediğim başka bir konu daha var. Bu Hint filmlerini izlemek neden bu kadar zor? Neden bu kadar uzun bu filmler? Neden her oyuncu aynı zamanda dansçı ve şarkıcı? Neden abi yani? Ara vererek, dinlene dinlene izledim ben bu filmi. Hayır, konusu ilgimi çekmiyor zaten bir de gereksiz uzun sürekli şarkılar danslar falan. Çin işkencesi falan hikâye ya koy adamın önüne şunlardan iki tane, izlet zorla bak nasıl bülbül gibi ötüyor bütün sırları. Buradan CIA, MOSSAD ve Mit de dâhil olmak üzere bütün istihbarat birimlerine sesleniyorum, duyun sesimi bak efsane yöntem bu!

19 Haziran 2014 Perşembe

İş ve İşçi Bulma Kurumu

üniversiteyi bitirip de memlekete gelince iş bulmalı diye düşündüm. koskoca 3 ay boş boş geçmesindi. arkadaş aracılığıyla girdim bir yere. basit bir deyiş ile çaycı olarak çalışacaktım. daha ikinci gün, serviste yaşadığım şok ise bunu anlatma nedenim.

iş çıkışı servis dolu ama hareket etmemiştik. bir kişi geç kalmış.
servisin yarısından çoğu 'teyze' dolu zaten. içlerinden biri hemen atıp tutmaya başladı geç kalan hakkında. yok efendim hep böyle geç kalıyormuş da, el ayak sürüyormuş da, bilmem neymiş..

düşündüm. teyze'm haklı olabilirdi tabi ki. bütün servis onu bekliyorduk nede olsa. sonra ufukta göründü geç kalan arkadaş. ama yavaş yavaş geliyordu. oradan başka bir teyze'm laf çarptı bu sefer. hala uyuntulanıyor bak şuna'dan uyuşuk anacım uyuşuk'a kadar. bunlara yarım düzine kadar daha 'teyze' nin uğultularını da ekliyoruz tabi ki.

sorun şurda ki; geç kalan arkadaş duyma mesafesine geldiğinde bütün sesler kesildi. bıçakla kesilmiş gibiydi adeta. şaşırmıştım. susulmasaydı ya? ona da söylenseydi ya? en azından neden geç kaldığı sorulsaydı? bunları düşüne durayım, birer ikişer evlere dağıtılmaya başlandık.

asıl ve en büyük şok ise yan yana oturup tatlı tatlı muhabbet eden iki teyze'mden birinin inmesiyle buldu beni. yol boyunca yan yana gittiği arkadaşının kapıyı kapatmasıyla arkasından konuşmaya başlamasıydı şokun sebebi.

neden teyze'm? neden bu kadar iki yüzlü olduk? neden arkadan konuşmalar? neden gıybet-dedikodu arttı bu kadar? neden sürekli bir çıkar ilişkisi? neden hep bencillik? neden?

Not: Tamamen kendi araştırmalarım ve şahsi fikirlerimdir. Bilimsel çalışmıyorum :)

28 Mayıs 2014 Çarşamba

Telekinezi

çok ısrar etmişti sinemaya gidelim diye. Vizyondaki filimlere bakıyordum ki O'nu gördüm. Ben bir filmi izlemeden önce ilk ismine sonra fragmanına bakarım. Telekinezi. İsim tamamdı, ilgili olduğum bir konu. İlk şokumu fragmanın başında, filmin orjinal ismini gördüğümde yaşadım. 'Dark Touch'. Benim bildiğim telekinezinin ne dark ile ilgisi vardı ne de touch ile. Benim bildiğim telekinezi, nesneleri dokunmadan hareket ettirmeye dayalı. Kabul ediyorum bir iki kere yaptı küçük kızımız bunu. Ama sanki 'o kadar isim verdik 3-5 yere koyalım' şeklinde bir düşüncenin ürünüydü olaylar.

Filmin içeriğine gelecek olursak, 'dark' güçler tarafından ele geçirilmişe benzeyen bir kızın 'revenge'ydı adeta. Telekinezi ise kıza 'power' olarak verilmiş gibiydi.

İkinci şok ise gayet tıkırında ilerleyen hikayenin baştan savma, hızlı, abuk ve alakasız sonunda bekliyordu hikayenin. Saçma bir şekilde, hiçbir suçu olmayan insanları öldürmek Telekinezi'nin fıtratında yoktur tahminimce.

Film çok mu kötüydü? Hayır. Gayet korku ve aksiyon ögeleri bulunan az buçuk telekineziyle bağlantılı bir 1.5-2 saat geçirdik. Herşeye rağmen 'yanımdaki' ile izlemeye değer bir filmdi.

puanım 6/10.

buna da Şükür..

Not: Tamamen kendi araştırmalarım ve şahsi fikirlerimdir. Bilimsel çalışmıyorum :)

23 Mayıs 2014 Cuma

Burçlar Hakkında

'fala inanma falsız da kalma' diye bir laf vardır. fal kısmı doğru tabi ki ama astroloji ve falı ortak paydaya alıp 'ben burçlara inanmıyorum yea' diyemezsin. astroloji bir bilim dalıdır, Gök bilimi. nasıl 'ben fiziğe inanmıyorum' diyemiyorsan astrolojiye de diyemezsin. burada bir parantez açayım hemen burçları astrolojinin bir alt kaltmanı olarak görüyorum ben.

günlük burç yorumları ile fal ise aynıdır benim için. çoğu sallama şeyler bence. hani bir bardağa bakıp şekilleri birşeylere benzeterek hayatının kalan kısmında yapması gerekenleri söylemek deyince bir duraksıyorum haliyle.

ben bu blogda farklı birşey yapacağım. çevremdeki insanların karakterleriyle burçları arasındaki ilişkiyi irdeleyeceğim. bir nevi yazı dizisi gibi olacak bu 'Burçlar Hakkında'

gelecek yazılarımda görüşmek üzere..

Not: Tamamen kendi araştırmalarım ve şahsi fikirlerimdir. Bilimsel çalışmıyorum :)

19 Mayıs 2014 Pazartesi


Tamamen taraflı olarak kişisel görüşlerimi yazacağım bir yer olsun istedim. Ben beyninde sürekli bişeyler dönen ama sürekli de unutan bir insanım. 'Lan' dedim kendi kendime, ben bunları bir yerlere yazsam ya? Tabi o aralar birkaç blog takip ediyorum. neyse atıldım bir işin peşine. Bunu kim bulacak da okuyacak hiçbir fikrim yok ama benim için önemli olan yazmak.

Diyeceksiniz ki 'bu exescen ne ola?' ismim ve soyismimle hazırlık okuduğum dönemde yaptığım bir karışım. Belki biraz özenti ama olabildiğince orjinal

işte diyeceğim bu kadar. hadi selametle :)