üniversiteyi bitirip de memlekete gelince iş bulmalı diye düşündüm. koskoca 3 ay boş boş geçmesindi. arkadaş aracılığıyla girdim bir yere. basit bir deyiş ile çaycı olarak çalışacaktım. daha ikinci gün, serviste yaşadığım şok ise bunu anlatma nedenim.
iş çıkışı servis dolu ama hareket etmemiştik. bir kişi geç kalmış.
servisin yarısından çoğu 'teyze' dolu zaten. içlerinden biri hemen atıp tutmaya başladı geç kalan hakkında. yok efendim hep böyle geç kalıyormuş da, el ayak sürüyormuş da, bilmem neymiş..
düşündüm. teyze'm haklı olabilirdi tabi ki. bütün servis onu bekliyorduk nede olsa. sonra ufukta göründü geç kalan arkadaş. ama yavaş yavaş geliyordu. oradan başka bir teyze'm laf çarptı bu sefer. hala uyuntulanıyor bak şuna'dan uyuşuk anacım uyuşuk'a kadar. bunlara yarım düzine kadar daha 'teyze' nin uğultularını da ekliyoruz tabi ki.
sorun şurda ki; geç kalan arkadaş duyma mesafesine geldiğinde bütün sesler kesildi. bıçakla kesilmiş gibiydi adeta. şaşırmıştım. susulmasaydı ya? ona da söylenseydi ya? en azından neden geç kaldığı sorulsaydı? bunları düşüne durayım, birer ikişer evlere dağıtılmaya başlandık.
asıl ve en büyük şok ise yan yana oturup tatlı tatlı muhabbet eden iki teyze'mden birinin inmesiyle buldu beni. yol boyunca yan yana gittiği arkadaşının kapıyı kapatmasıyla arkasından konuşmaya başlamasıydı şokun sebebi.
neden teyze'm? neden bu kadar iki yüzlü olduk? neden arkadan konuşmalar? neden gıybet-dedikodu arttı bu kadar? neden sürekli bir çıkar ilişkisi? neden hep bencillik? neden?
Not: Tamamen kendi araştırmalarım ve şahsi fikirlerimdir. Bilimsel çalışmıyorum :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder